Menüler
    Duyurular
    Mevzuat
    Alo Maliye (Pratik Bilgiler)
   Haberler
 AKTİF HABER
 HABER 10
 SAMANYOLU HABER
 HÜRRİYET HABER
 GAZETELER
   Hava Durumu
Ankara
  Ankara Ankara  
  İstatistikler
  Aktif : 2
  Son Saat : 8
  Bugün : 225
  Toplam : 45463
 
 
5 PUANLIK İŞVEREN PRİMİ TEŞVİĞİNDEN FAYDALANAN İŞYERLERİNİN

SOSYAL GÜVENLİK KONTROL MEMURLARI  TARAFINDAN DENETLENMESİ

 

          Sosyal Güvenlik Reformunun genel hatları ile yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihi  öncesindeki 506 ve 1479 sayılı yasaların yürürlükte olduğu dönemlerde SSK ve Bağ-Kur’un sigortalılardan/işverenlerden topladığı ve Kamu  Maliyesi içerisinde Genel Bütçe  kalemi dışında “Prafiskal Gelir”olarak nitelendirilen, kısa ve uzun vadeli sigorta  prim tahsilatları ile faaliyetlerini sürdürmekte/sürdürmeye çalışmaktadır.

         Sigortalıların hastalıkları,geçirdikleri  iş kazası ve meslek hastalığı durumlarında sağlık sunucuları ile eczanelere yaptığı kısa vadeli sigorta kollarından yapılan sağlık harcama giderleri ile malul,ölüm ve yaşlılık hallerinde sigortalı ve hak sahiplerine uzun vadeli sigorta kollarından yapılan emeklilik maaş ödemelerini,toplanan sigorta primi tahsilatı ile karşılayamayan ve Hazinden alınan avanslarla/yardımlarla aktif/pasif,gelir/gider dengesini sağlamak zorunda kalan SSK ve Bağ-Kur, yıllarca siyaset zemininde iktidara gelen/gelmesi durumunda vaatde bulunan siyasi partilerin/hükümetlerin  sigorta prim borcu olan sigortalı ve işverenlerle ilgili çıkartılan  yasa kapsamında sigorta prim borçlarının gecikme zammının//faizlerinin af edilmesi sonucunu ortaya çıkarmıştır.

         Sürekli sigorta prim borçlarını ödemeyen/ödeyemeyen sigortalı ve işverenlerin “Af çıkması durumunda öderim” beklentisi maalesef ülkemizde genel alışkanlık haline gelmiştir.Dünya genelinde yaşanan küresel/global ekonomik kriz ve Türkiye’nin kendine  özgü şartlarında işsizlik oranının %15’lere yaklaştığı bir dönemde geçmişten gelen geleneksel af ve sigorta primi borçlarının yeninden yapılandırılması beklentisi tekrar Türkiye gündeminde yer bulmuş iken Çalışma Bakanı ile SGK Kurum Başkanının kesinlikle af gündemde yok açıklamaları ile af beklentileri şu an itibariyle boşa çıkmıştır.

         Örnek ve sorumlu bir vatandaş/işveren olma bilinci ile orta ve uzun dönemde yapmayı düşündüğü yatırımlarını, gerektiğinde  erteleyerek/iptal ederek “herkese borcum olsun ama devlete borcum olmasın” anlayışını ilke haline getirerek düzenli ve sürekli olarak SSK,Bağ-Kur,vergi vb. devlete ait borçlarını kendisinde yoksa bile  eşinden dostundan borç bularak  ödeyen vatandaşların/işverenlerin, siyasi malzeme konusu olan her af döneminde yaşadıkları duyguları ve devlete olan güvenlerinin kendilerine  dönük karşılıklarının toplumsal vicdanda kabul görmeyen sosyal bir yara /durum oluşturduğu artık tüm kesimlerin ortak kanaatle kabul ettiği bir anlayış haline gelmiştir.

         Asgari ücret üzerindeki vergi ve sigorta priminin yüksek maliyeti unsurunu  içerdiği gerekçesiyle sigortalı işçi çalıştırmakta zorlandığını,kayıt dışı istihdamın bu duruma paralel  yaygınlaştığını bu sebeple asgari ücret üzerindeki işverenlere olan maliyetinin düşürülmesi gerektiğini her fırsatta  ifade eden bu konu ile  ilgili bir çok dernek,oda vb. sivil toplum kuruluşlarının  hazırladığı raporların hükümetçe değerlendirilmesi aşamasında yukarıda bahsi geçen sosyal yaranın da genel hatları ile  çözümü amacıyla mevcut hükümet tarafından büyük bir özlemle beklenilen ilk/çok önemli adım atılarak Sosyal Güvenlik Reformu kapsamında “5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu”nun 81.maddesi ile özel sektör işverenlerin  yönelik S.G.K.’ya mevcut borcu olmayan ve zamanında biçimsel ve ödeme yükümlülüğünü yerine getiren işverenlere, işveren sgk payı üzerindeki 5 puanlık indirimin  01.10.2008 tarihinden itibaren Hazinece karşılanması öngörüldü.Böylece işverenler  tarafından işin tehlike sınıf ve derecesine göre ödenen %21,5 ile %27 arasında değişen işveren prim hissesi oranında yapılan%5’lik indirimden sonra işverenlerin yaklaşık %16,5 oranında maliyet indirimi söz konusu olmuştur.

         Türkiye’de devlete olan borcunu zamanında ödeyenlerin ilk defa devlet tarafından sahiplenmesinin olumlu yankısı sürerken,işveren prim hissesi oranında yapılan %5’lik teşvik indiriminden yararlanan işverenlerin işyerlerinde S.G.K.Başkanlığının talimatı doğrultusunda Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri bünyesinde görev yapan S.G.Kontrol Memurlarınca özel denetimlerin yapıldığı haberlerinin tekrar gündeme gelmesi, kamu oyunda devlete olan borcunu zamanında ödeyenlere yönelik yeni bir cezai müeyyide olarak algılanmaya başlamıştır.

                Kayıt dışı istihdamın en büyük sebeplerinden birisi olarak yüksek derecedeki  sigorta ve vergi vb. giderlerin varlığı kabul edilmişken ve bu alanda kayıt dışının azaltılmasını da teşvik eder nitelikteki %5’lik teşvik indiriminden faydalanan işverenlere S.G.K.tarafından  inceleme başlatılması, gereçken çok tartışılması ve düşünülmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkmıştır.

         S.G.Kontrol Memurlarınca yapılan denetimlerde, eğer %5’lik teşvik  indirimden faydalanan işverenlerin kayıt dışı sigortalı/işçi çalıştırdığı tesit edilirse, yine aynı kanun  gereği bir yıl süre ile %5’lik teşvik indiriminden faydalanmaları imkanı ortadan kaldırılmıştır.Hazinenin yüksek derecede mali külfet getiren %5’lik işveren teşvik  indiriminden faydalanan işyeri/işveren sayısını azaltacak bu uygulaması ile arzu edilen sonuca ulaşıp ulaşamayacağı hiç kuşkusuz yeni bir  tartışma konusu olmuştur.

         S.G.K’nın 2008/Nisan ayı içinde  18 yaş altında çalışan genç ve çocuk sigortalılarla ilgili başlattığı  ve halen bitiremediği denetim ve inceleme  çalışmalarına ilave olarak  %5’lik işveren  teşvik indiriminden yararlanan işverenleri/işyerlerini  de dahil etmesiyle,S.G.K bünyesindeki S.G. Kontrol Memurlarının iş yoğunluğunun büyük bir bölümünün  kayıtlı işyerlerinin denetim ve incelemesi çalışmaları oluşturmaya başlamıştır. Kayıt Dışı İstihdamla mücadelede büyük umutlarla kurulan ve ulusal çapta reklamı yapılan “Alo 170” hattı ile sigortasız çalıştırılan işçilerin telefon kanalı ile veya yazılı olarak  yaptıkları şikayetlerin daha kısa bir sürede sonuçlandırılması artık neredeyse imkansız  hale gelmiştir.

         5502 sayılı yasa ile SSK,Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın S.G.K. altında tek çatı altında birleştirilmesi ile bu 3 kurumda görev yapan Müfettişlerin de idari ve sigorta alanındaki ayırımlarının  kaldırılarak genel bir sıfatla Müfettiş olarak adlandırılması ve  akabinde  bir çok müfettişin yeni kurulan S.G.K. Merkez ve taşra teşkilatında kendi asli görev alanları dışında idari görevler alması,Bölge Teftiş Kurullarının bir çoğunun lağvedilerek sadece Ankara,İstanbul ve İzmir gibi üç büyük ilde daha dar kapsamda faaliyette bulunması,Müfettişlerin yaptıkları ölümlü iş kazası haricindeki diğer tüm işlerle ilgili S.G.Kontrol Memurlarına  iş ve yetki devrinin yapılmasıyla S.G.K.bünyesindeki müfettişlerin kayıt dışı istihdamla mücadelede pasif bir konuma düştükleri/düşürüldükleri gözlemlenmektedir.Kayıt  Dışı İstihdamla mücadelede fiili olarak görev yapan, daha önce sadece Müfettişlerinin yaptıkları kayıt inceleme ve ölümsüz iş kazaları ile ilgili incelmeler ile işyerinde fiili denetimleri/incelemeleri  yapan S.G.K.Memurlarının ise  bulundukları statülerinin değiştirilmeden, yaptıkları işe ve iş riskine karşılık öncelikli olarak kendi  özlük haklarının  mücadelesini yapmak zorunda bırakılmaları,Kayıt Dışı İstihdamla mücadelede yaşanılan ana eksiklikler olarak değerlendirilmektedir.

         Tüm bu gerçekler ışında Kayıt Dışı İstihdamla mücadele eden en etkin unsur olan S.G.Kontrol Memurlarının daha etkin hale getirilmesi için özlük haklarında şu ana kadar yapılmayan/yapılamayan iyileştirmelerin en kısa sürede yapılarak  mevcut statülerinin yaptıkları iş ve yetki paralelinde yeninden şekillenmesi artık kaçınılmaz bir hal haline gelmiştir.Ayrıca her ne şekilde olursa olsun S.G.Kontrol Memurlarının çalışma alanının yoğunluğunu kayıt İçinde bulunan işverenlerle/işyerleri ile değil de  kayıt dışında bulunan işveren ve sigortalılara ilgili yapması/yapmasının sağlanması Kayıt Dışı İstihdamla Mücadeleyi önemseyen tüm kişi ve kurumların beklediği bir tablodur..

         Dünya  genelinde yıllardır ezilen işçilerin/emeğin mücadelesinin sembol günü olarak “1 Mayıs” İşçi bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs gününün  ülkemizce de yıllardır gayri resmi/illegal örgütlerin yıkıcı faaliyetleri karşısında işçi ve memur sendikalarının kararlı  mücadelenin sonunda 2009 yılından itibaren “Emek ve Dayanışma Günü” adı altında resmi tatil günü kapsamında kutlanmaya başlanmasını arkasında,bu yıl ilk defa sembol kutlama yerlerine  izin verilmesi ile de  “1 Mayıs” ülkemizde de gerçek bir emek bayramı/şöleni havasında kutlanmıştır/geçmiştir.

        Ülkemizde işçi ve memur sendikalarının sorumluluğunda/önderliğinde emeğin/emekçinin mücadelesinin bir bayram günü ile sonuçlandırılması yanında,bırakın bir sendikaya üye olabilmeyi,haftalık/senelik hatta resmi tatil izinlerinin bile kullanamayan,çalıştığı  fazla mesai ücretinin alamayan hatta böyle bir hakkı olduğunu bilmeyen,asgari ücret seviyesinin bile altında çalışmak zorunda olan,çalışmalarının karşılığı sigortası ya çok, az yada hiç yatmayan milyonlarca sahipsiz /kimsesiz işçinin  “Emek ve Dayanışma gününü ”nasıl bir buruklukla kutladığını düşünerek,devlet güvencesinde veya sendikal güvence altında emek mücadelesi verenlerin Kayıt Dışı İstihdamla mücadelede devletin tüm kurumları ve sivil topluk kuruluşları ile el elere vererek bu kimsesiz/sahipsiz/sessiz yığınların emeğinin ve alın terinin  hakkının verilmesi/verilebilmesi  için elinden geleni yapması/yapabilmesi ümidi ile…
 
Tarık GÜRBÜZ
 
 
  Üye Girişi
Sicil No :
Şifre :
Şifremi Unuttum
Kayıt Ol!
 
  Reklam

   Anket
   Web Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Kötü
Çekici Değil
Daha İyi Olabilirdi
İdare Eder
Fena Değil
Güzel
İyi
    Döviz Kuru
    Alış Satış
Dolar : 1.4926 1.5031
Euro : 1.9239 1.9374